Théodore Géricault, The Raft of the Medusa  1818–1819

Fransız romantizminin ikonlarından biri sayılan yağlı boya tablodur. Tabloda, 1816 yılında Moritanya açıklarındaki Arguin Kayalıkları’na çarpan Fransız fırkateyni Méduse’ün çaresiz yolcuları, bir salın üzerinde betimlenmektedir.

Resim, bir kazazedenin hatırlayıp anlattığı bir anı gösteriyor. 1818’de, kaza hakkında yayınlanmış haberleri yazanlarla iletişime geçti. Géricault, resmi yeterince gerçekçi çizebilmek için Beaujon Hastanesi’nin morgundaki cesetlerin eskizlerini çizdi. Hatta cesetlerdeki bozulmayı inceleyebilmek için, kesilmiş kol ve bacakları stüdyosuna götürdü.

Caspar David Friedrich, Wanderer above the Sea of Fog  1819

Bulutların Üzerinde Yolculuk romantik stilin, özelde ise Friedrich’in kendi tarzının tam bir örneğidir.Ön planda genç bir adam kayalık bir uçurum kenarında, sırtı izleyiciye dönük biçimde dikilmektedir. Koyu yeşil bir palto giymiştir ve sağ elinde bir baston tutar. Saçları rüzgarda dalgalanmakta olan adam, kalın bir sis örtüsüyle kaplı olan göz alıcı manzarayı izlemektedir. Resmin orta bölümünde, adamın üzerinde dikildiğine benzer başka kayalıklar, sisten fışkırır gibi görülmektedir.Sis halkalarının arasındaki bu tepeliklerde ormanlar vardır. Uzakta görülen dağlar, batıdan doğudaki düzlüklere doğru alçalmaktadır. Bunun ötesinde, her yeri kaplayan sis sonsuza doğru uzar, ufukla birleşerek bulutlu gökyüzüne karışır. Tablo şu anda, Almanya’nın Hamburg kentindeki Kunsthalle Hamburg’da sergilenmektedir.

Claude Monet, Impression, Sunrise 1874

Claude Monet’nin 1872 yılında resmettiği “İzlenim, Gün Doğumu” (Impression, soleil levant), sadece bir manzara resmi değil, aynı zamanda dünya sanat tarihine adını veren devrimsel bir başyapıttır.

Monet, Le Havre limanının sabah sisleri içindeki görüntüsünü, kendi öznel izlenimlerine dayanarak, o ana dair duygularını ön plana çıkaran hızlı ve serbest fırça darbeleriyle tuvale aktarmıştır. Geleneksel sanatın detaycı ve pürüzsüz yüzey anlayışının aksine, bu eserde ışığın su üzerindeki yansıması ve atmosferin puslu dokusu, biçimlerin önüne geçmiştir. “İzlenimcilik” (Empresyonizm) terimi de bizzat bu tablonun ismi üzerinden türetilmiş ve akımın tanımlayıcı anahtar kavramı haline gelmiştir.

Akımın en öncü ve sembolik eserlerinden biri kabul edilen bu tablo, günümüzde Paris’teki Musée Marmottan Monet müzesinde özel bir koleksiyonun parçası olarak sergilenmektedir. Eser, sanatın gerçekliği olduğu gibi kopyalamak yerine, sanatçının o anki “izlenimini” yansıtan kişisel bir deneyime dönüştüğü dönüm noktasını simgeler.

Eugène Delacroix, Liberty Leading the People 1830

1830 senesinde Kral 10. Charles’in devrilişine yol açan üç günlük halk ayaklanmasının anısına yapılmıştır. Tüm dünyada Fransız Devrimi’nin simgesi kabul edilmektedir.

Resimde, özgürlüğü simgeleyen bir kadın, bir elinde Fransız bayrağı, diğer elinde ise bir tüfek taşıyarak yürümekte, peşinden gelen devrimci insanlara barikatları aşmada öncülük etmektedir. Elbisesi yırtıktır, göğsü ve ayakları çıplaktır, başında özgürlük simgesi olan Frigya başlığı vardır. Bir yanında yoksulları temsil eden, her iki elinde de birer tabanca taşıyan on-iki yaşlarında bir çocuk, öbür yanında burjuvaları temsil eden, eli tüfekli, başında silindir şapka olan bir adam vardır. Çatışma içindeki bir şehirde, yerdeki yaralıların ve ölülerin arasından geçmektedirler. Bu tablo, modern resim sanatının ilk politik çalışması olarak kabul edilmektedir. Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir.

Pablo Picasso, Guernica 1937

Picasso’nun belirgin kübist stili içindeki politik bir protesto eseri olan ¨Guernica¨, 1937’deki Paris Fuarı’nda öne çıkan parçalardan biriydi. Bu fuar için Picasso’dan bir çizim yapılması istenmiş ve Picasso, Kuzey İspanyol kasabası Guarnica’nın bombalanmasına kadar çizecek bir şey bulamamıştı. Bombalanmanın ardından ise çok kısa bir zaman içinde; Picasso’nun gri, siyah ve beyazdan oluşan geniş monokrom paletiyle yaratılan bu eser, olaylara bir tepki mahiyetindeydi. Hitler’in silahlı kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen ve Franco hükümeti tarafından tasdik edilen bu saldırıyı anlatan Guernica tablosu, tarihteki en önemli isyan tablosu olarak Madrid’deki Kraliçe Sofia Ulusal Müzesi’nde sergilenmektedir.

D748FW Guernica 1937 Pablo Picasso 1881-1973 Spain Spanish

Diego Velázquez, Las Meninas 1656

Las Meninas, Türkçesiyle “Nedimeler” İspanyol Altın Çağı’nın önemli sanatçılarından Diego Velazquez tarafından 1656 yılında yapılmış bir resim. Madrid’deki kraliyet ailesinin bulunduğu bir odayı tasvir eden resmin solunda Velazquez’in kendisi de görülebiliyor. Sanat tarihçileri tarafından yoğun bir şekilde analiz edilen bu resim, gerçeğin ve gerçek olmayanın ne olduğuna dair epey soru işareti meydana getirmiş durumda. Ressam aynı zamanda resim tekniğinin yanında çalışma etiğiyle de öne çıkan bir isim. 17. yüzyıl İspanya’sonda sanatçılar yüksek statüye sahip değildi, ancak Velazquez kral 4. Philip’in saray nazırı olacak kadar yüksek bir mevki elde edebilmişti. Resim günümüzde Madrid’deki Museo del Prado’da sergilenmektedir.

Édouard Manet, Le Déjeuner sur l’herbe 1863

O döneme kadar Diego Velázquez ve Francisco Goya gibi İspanyol ressamlardan etkilenen Manet’nin bu tablosu, İtalyan Rönesans ustalarına göndermeler içeriyordu. Ressam, eserin konusunda Tiziano Vecellio’nun Fiesta Campestre’sinden, kompozisyonunda ise Raffaello Santi’nin tasarladığı, Marcantonio Raimondi’nin oyduğu Paris’in Yargısı isimli gravürden esinlendi. İçerdiği tarihî göndermelere rağmen modern tarzda çizilmiş olan resmi, çağdaş giyinişli iki erkekle çimenlerin üzerinde oturmuş çıplak bir kadın betimlemesi olarak algılayan halk ve eleştirmenler eseri müstehcen buldular. Kırda Öğle Yemeği, hem konusu hem de tarzıyla sergilendiği günlerde skandal yarattı. . Eser, şu anda Paris’teki Orsay Müzesi’nde sergilenmektedir.

Pieter Bruegel the Elder, The Harvesters 1565

Hollandalı ressam Pieter Bruegel’in 1565 yılında tamamladığı ahşap pano üzerine yağlı boya tablosudur. Bruegel’in yılın farklı dönemlerinin konu edindiği altılı serisinin günümüze kalan beş yapıtından, sonbahar başlangıcının tasvir edildiği yapıtıdır. Bu serinin Avrupa kıtası dışında bulunan tek parçasıdır. Diğer dört eserden Kasvetli Gün, Sürünün Geri Dönüşü ve Karda Avcılar, Viyana Sanat Tarihi Müzesinde, Saman Hasadı ise Prag’da Lobkowicz Collections’da bulunmaktadır. Eser New York Metropolitan Müzesinde sergilenmektedir.

Pablo Picasso, Les Demoiselles d’Avignon 1907

Pablo Picasso’nun 1907 tarihli başyapıtı “Avignonlu Kızlar” (Les Demoiselles d’Avignon), modern sanatın seyrini değiştiren ve kübizmin doğuşuna zemin hazırlayan en radikal eserlerden biridir.

Picasso, bu tabloda Barcelona’daki bir genelevde çalışan beş kadını konu almıştır. Eseri devrim niteliğinde kılan ise geleneksel perspektif ve ideal güzellik anlayışını tamamen terk etmesidir. Kadın figürleri, İber ve Afrika maskelerinden esinlenen köşeli, yabansı ve parçalanmış hatlarla resmedilmiştir. Geleneksel yumuşak formların yerini alan bu geometrik sertlik ve perspektifin tamamen düzleştirilmesi, sanat dünyasında o dönem büyük şaşkınlık ve tartışma yaratmıştır.

Kübist akımın en önemli öncülerinden kabul edilen bu cesur eser, günümüzde New York’taki Modern Sanat Müzesi’nde (MoMA) sergilenmektedir. Tablo, sadece estetik bir deneyi değil, aynı zamanda sanatın görüneni olduğu gibi yansıtma görevinden çıkıp, zihinsel bir kurguya dönüştüğü noktayı temsil eder.

Georges Seurat, A Sunday Afternoon on the Island of La Grande Jatt 1884–1886

Georges Seurat’nın 1884-1886 yılları arasında tamamladığı “Grande Jatte Adası’nda Bir Pazar Öğleden Sonrası”, noktalamacılık (pointillism) akımının en büyük başyapıtıdır.

Seurat, tabloyu oluşturmak için iki yıl boyunca Grande Jatte Adası’na giderek buradaki farklı figürlerin ve park atmosferinin çok sayıda eskizini hazırlamıştır. Bu titiz gözlemlerini stüdyosunda birleştirerek, renkleri birbiriyle karıştırmak yerine binlerce minik saf renk noktasıyla tuvale aktarmıştır. Bu teknik, ışığın park üzerinde titreşiyormuş gibi görünmesini sağlar ve esere kendine has, büyüleyici bir derinlik katar.

Paris’in sosyal yaşamından donuk ve dingin bir kesit sunan bu anıtsal çalışma, günümüzde Amerika’daki Art Institute of Chicago müzesinde sergilenmektedir. Modern sanatın en tanınabilir ikonlarından biri olan bu eser, hem bilimsel bir renk teorisinin hem de sınırsız bir sabrın ürünüdür.