Hieronymus Bosch, The Garden of Earthly Delights

Hollandalı ressam Hieronymus Bosch’un 1503 ve 1504 yılları arasında yaptığı bir tablodur. Bu ünlü tablonun sol panelinde, Adem ile Havva ve harikulâde hayvanlar eşliğinde cennet tasvir edilir. Orta panelde pek çok çıplak figür, eşsiz güzellikte meyveler ve kuşlarla birlikte dünyevi zevkler; sağ panelde ise günahkârların değişik biçimlerde cezalandırılışının gösteridiği cehennem resmedilmiştir.Bir triptik olan eser 1939’dan beri Madrid’deki Prado Müzesi’nde sergilenmektedir.

Jan van Eyck, The Arnolfini Portrait 1434

Jan van Eyck tarafından 1434 yılında ahşap üzerine yağlı boya ile icra edilen “Arnolfini’nin Portresi”, Batı sanat tarihinin en gizemli, en çok tartışılan ve teknik açıdan en kusursuz eserlerinden biri olarak kabul edilir. İtalyan tüccar Giovanni di Nicolao Arnolfini ve eşi Costanza Trenta’nın (bazı kaynaklara göre bu kişi ilk eşi veya müstakbel eşi olabilir) Bruges’deki evlerinde betimlendiği bu çalışma, sadece bir portre değil, dönemin yaşam kültürünü ve toplumsal statüsünü yansıtan çok katmanlı bir belgedir.

James Abbott McNeill Whistler, Arrangement in Grey and Black No. 1, 1871

1871 yılında Amerikalı ressam James Abbott McNeill Whistler tarafından yapılan bu resmin Arrangement in Grey and Black, No.1 gibi bir ismi daha var. Ressam çalışmasında kendi annesi Anna McNeill Whistler’i resmediyor. Victorya döneminin Mona Lisa’sı olarak kabul edilen bu resim hakkında pek çok iddia mevcut ancak bu iddiaların hiçbiri kanıtlanmış durumda değil. Bunlardan biri resimdeki gibi bir oturma pozisyonunun olmadığı, ressamın annesini özel bir şekilde oturttuğu yönünde.

Bu eser, annelik ve aile değerlerine yönelik olarak askeriye posterlerinde sıkça kullanılmış. Yani erkekleri askere alırken “Anneniz için savaşın” gibilerinden propagandaya maruz kalmış bu resim. 1934 yılında da ABD posta servisi bu resimden pul yaparak altına da “Amerika’nın annelerinin anısına” yazılmış. Resmi Paris’teki Musee d’Orsay’da sergilenmektedir.

Gustav Klimt, The Kiss, 1907–1908

Gustav Klimt’in altın dönemi olarak adlandırılan ve sanatçının yaratıcılığının zirvesini temsil eden yıllarda hayat bulan “Öpücük” (Der Kuss), modern sanat tarihinin tartışmasız en ikonik ve büyüleyici eserlerinden biridir. 1907-1908 yılları arasında tuval üzerine yağlı boya ve altın varak kullanılarak tamamlanan bu başyapıt, izleyiciyi hem görsel hem de duygusal olarak büyüleyen bir atmosfer sunar.

Eser, sanatsal açıdan “Art Nouveau” ve “Viyana Secession” akımının en rafine özelliklerini bünyesinde barındırır. Tablodaki kadın figürünün üzerindeki elbise, Klimt’in imza tarzı olan geometrik motifler, çiçeksi desenler ve Bizans sanatını anımsatan göz alıcı altın işlemelerle donatılmıştır. Kadının zarif hatları ve erkeğin ona duyduğu şefkati yansıtan duruşu, resmin odak noktasını oluştururken, çifti çevreleyen altın rengi ışık huzmesi, adeta dünyevi olanın ötesinde, zamansız ve kutsal bir anı simgeler.

Klimt’in kullandığı altın varaklar, eserine sadece estetik bir zenginlik katmakla kalmaz, aynı zamanda resimdeki romantik atmosferin mistik bir derinlik kazanmasını sağlar. Çiftin çiçekli bir çayırın kenarında, adeta boşlukta süzülürcesine birbirine kenetlenmiş olması, aşkın dünyayı dışarıda bırakan koruyucu gücüne dair bir metafor olarak kabul edilir.

Günümüzde Avusturya’nın başkenti Viyana’daki Belvedere Sarayı ve Galerisi’nde özel bir salonda sergilenen bu eser, her yıl dünyanın dört bir yanından gelen binlerce sanatseverin ziyaret akınına uğramaktadır. Modern dönemin en büyük hazinelerinden biri olarak kabul edilen “Öpücük”, sadece bir tuval çalışması değil; insan tutkusunun, estetiğin ve sanatsal ustalığın birleştiği, yüzyıllar geçse de etkisini yitirmeyen zamansız bir aşk ilahisidir.

Vincent van Gogh, The Starry Night  1889

Hollandalı sanatçı Vincent Van Gogh, post-empresyonist dönemin öncülerinden olarak bugünkü modern sanatı oluşturan ressamların başında geliyor. Gerisinde oldukça ünlü eserler bırakan ünlü ressam, ¨Yıldızlı Gece¨ tablosunu, akıl hastalıkları sebebiyle bir dönem yattığı akıl hastanesinde çiziyor. Suni renk paletinden kullandığı ağırlıklı olarak mavi ve altın sarısı tonlarını içeren tablo, Van Gogh’un hastane odasından gördüğü Saint-Remy-de-Provence şehrinin kendi hayal dünyasındaki yorumu olarak biliniyor. Tabloda görülen bu manzara, Van Gogh’un akıl hastanesindeki odasından görülen gerçek bir görüntü olsa da resimde görülen köy ve kilise kulesi ise tamamen sanatçının hayal gücüyle yaratılmış unsurlar olarak görülüyor. Hastane odasından bakıldığında böyle bir köy ve kilise görülmemesi, sanat tarihçileri tarafından ressamın memleketi olan Hollanda’nın mimarisinden esinlenerek çizdiği düşünülen bu eseri, New York’taki The Museum of Modern Art’ta sergilenmektedir.

Sandro Botticelli, The Birth of Venus 1484–1486

Botticelli’nin ünlü eseri ¨Venüs’ün Doğuş’u¨, etkili Floransa hanedanı Medici tarafından yaptırılmıştır. Mona Lisa’da yapıldığı gibi geleneksel ahşap panelleri kullanmak yerine tuval üzerine sulu boya ile resim yapmak, o dönemde popüler olan geleneksel malzemelerden bir kopma gösterdi. Antik dünyayı referans alarak ortasında nü bulunan bu eser, Rönesans döneminin büyük bir hazinesidir. Yunan mitolojisinde Afrodit, Roma mitolojisinde ise Venüs olarak bilinen güzellik ve aşk tanrıçasının doğuşunu resmeden ressamın 1482 ile 1486 yılları arasında yaptığı bu ünlü eseri Floransa’daki Uffizi Galerisi’nde sergilenmektedir.

Johannes Vermeer, with a Pearl Earring  1665

Çoğu insan tarafından ¨Kuzeyin Mona Lisa’sı¨ olarak düşünülen ¨İnci Küpeli Kız¨, 17. yüzyılın Alman ressamı Johannes Vermeer tarafından resmedildi. Bakıldığında oldukça basit görünen bu portre ise aslında fazlasıyla gizemli! Başrolünde sadece inci bir küpe takan kız görülse de kızın kimliği etrafındaki spekülasyon, Vermeer’in metresi olmaktan onun 15 çocuğundan biri olmaya kadar uzanıyor. Kızın saçlarının altın rengi, elbisesiyle zıtlık yaratan mavi bir bantla bağlı olması, arka fonun karanlığını denkleştirerek resme aydınlık kazandırıyor. 1665 yılı civarında yapılmış olan bu ünlü eser, Hollanda’daki Mauritshuis Galerisi’nde sergilenmektedir.

Leonardo Da Vinci, Mona Lisa 1503–1519

İtalya’nın Floransa şehrindeki Rönesans sırasında Leonardo da Vinci tarafından kavak bir pano üzerine Sfumato tekniği ile resmedilmiş 16. yüzyıl yağlı boya portresidir. Tabloda oturmuş bir kadın resmedilmiştir, kadının yüzünün kime ait olduğu hala gizemini korumaktadır. Yüz ifadesindeki belirsizlik, kompozisyonundaki anıtsallık, atmosferdeki ilginçlikler, tablo hakkındaki çalışmaları devam ettirmektedir. Resim Paris’teki Louvre Müzesi’nde Francesco del Giocondo’nun karısı, Lisa Gherardini Portresi başlığı altında sergilenmektedir.